31 Ağustos 2011 Çarşamba

Ortaya karışık

  • Gecenin bir yarısı canım birşeyler karalamak istedi.Bir de konuşabileceğim ve beni anlayacak kimsenin olmadığına karar verdim.Aslında hepimizi yalnızız bu dünyada.Haha ne kılişe değilmi? Herşey ,herkes yapay.Sahte yüzler etrafta umarsızca dolaşıyorlar.Sanki izin almaları gerekiyor benden:) Gerçek dışı ya da gerçeğe uygun pek farketmiyor.Sanki hepsi hayal ürünü.Bir an burdayım,bir an değilim ,karmaşık duygular içindeyim.Kafamı dağıtmam mı gerek yoksa dağılanı toplamalımıyım.Aşk acısı çektiğim zamanlardan biri mi yoksa.2 yıldır her daim 7 24 kıymetli olan bir insanı kaybediyormuyum.Kaybetmek istemiyorum.Ama ne onu ne de kendimi kandıramam.Seviyormuyum bilmiyorum.İyi bir insan fakat hayatımın aşkımı.Hayatının aşkı ne ya öle bişey varmı ?Herşey büyük bir sır perdesi.Dolup taşan,fışkıran duygular.Düşünmek çözüm yolumu.En yakın dostun başka bir ülkedeyken adil mi geçen günler.Desteğine ihtiyacın olduğunda konuşamamak ne kadar yıpratıcı oluyor.Yalnız olmadığımı düşünmeye ihtiyacım var herzaman ki gibi .Hayatta yanlış diye bir durum varmı?Yani insanlar yanlış yapar mı peki insanlar bu yanlışları yapmasaydı ,yanlışlar kimin içindi?
  •          Gün geliyor birisi için tüm dünyadan vazgeçebiliyorsun.Vazgeçirten şahısa helal olsun anti parantez :)Bu duyguları hayatında 5 6 belkide daha fazla hissetmiş olmak insanın kendinden şüphe duymasına neden olabiliyor.Sabır sınırlarının zorlanması.Birini yalnızca kendine istemek çok mu bencilce.İstediğin neden istemezki seni.O malum gecede olanlarmıdır aslolan yoksa yüzündeki imkansız ifadesimidir acı olan.Kendi sonsuz isteklerimiz için de bir insanı yargılamak çok da ahlaklıca sayılmasa gerek. Herşeyin kısa bir süre sonra normal haline dönecek olması şaşılacak bir durum.Şu an yaşadığın acı nolcak.Ey vefasız ey acımasız an,doğru mu yaptığın.Acılar elbette biz insanlar için.Keşke bazıları gibi vurdumduymaz olabilsem belki de daha kolay olurdu yaşamak.Ol kardeşim, hey beyin sana söylüyorum vurmak ve duymak eylemini birleştirip bana bir porsiyon ortaya karışık atarmısın .Kolay olanı seçmek pek de bana göre olmasa gerek.Zoru severim de bu kadar da değil yahu.Benim derdim bana yeter bir dertte sen katma demiş ünlü düşünür şair de öle olmuyor ki işte.Onun derdi senin derdin oluyor gün geliyor.
  •        Aklını başından alan zamanlar oluyor.Yürek mi dayanır buna yahu diyorsun kimi zaman ama dayanıyor işte.Bu da kötü anların birinde yazılmış.Daha kötüsü olmasın dileklerimle onun gülüşünün pahabiçilmez enginliklerinde boğulmamak üzere diyorum.

23 Ağustos 2011 Salı

Yalnız Yürek

Issız , ürkütücü gecelerden biriydi.Gökten yeryüzüne inişinin sıklaştığı günlerden biri.İnsanların mucizevi dünyasına daha da yakın olmaya başlıyordu her geçen gün.O büyülü ışıklara kapılmak ,müziğin sesine ayak uydurmayı seviyordu.Zamanla asıl iniş nedenini unuttuyordu .Dansın büyüsüne kaptırmıştı bir kere kendini.Dans onun herşeyiydi.O kapıdan içeri girdiğinde bambaşka bir varlık oluveriyordu.O sanki alışılagelmiş düzeni değiştiriyordu.Sarı dalgalı saçları gerçek olamayacak kadar parlaktı.Gözleri okyanusun derinliklerindeki maviydi.Yüzü o kadar güzeldi ki sanki Tanrı'nın eli değimişti.Yaydığı ışık,verdiği enerji çevresindekileri de büyülüyor,kendisine hayran bırakıyordu.Etkisi altına aldığı insanların sayısı her geçen gün artıyordu.Gece onun için diğer gecelerden daha farklı  olacaktı ama bundan haberi yoktu.Dans pistindekileri oturmuş bir köşeden izlerken onu gördü.Çekingen , ürkek bakışlı ,saçları alev alev uçuşan ,gözleri yağmurdan sonraki yaprakların yeşili olan  o esrarengiz kız vardı.İçinde bir kıpırtı hissetti ne olduğunu anlayamadığı bir kıpırtıydı.Bu insanca duyguya pek de alışık değildi.Aşk ona çok da uzak bir duyguydu aslında.Kızın kendisine baktığını gördü ve midesine kramplar girmeye başladı.Henüz dans etmemişti fakat terliyordu.Neler oluyordu.Kızın kendisine doğru yürüdüğünü gördü.O an herşeyi unuttu.Kız önünde durup ona bakıyordu.Belli ki birşey söleyecekti.Ama ikisininde ağzını bıçak açmadan birkaç saniye birbirlerine öyle bakakaldılar.Kızın ne diyeceği onun için pek de önemli değildi aslında.Zaman kavramını unutmuşlardı.Sonra kız uzun bir bakışmanın ardından ürkek bir sesle 'merhaba' dedi.Kız konuşmaya devam ediyordu: 'Size söylemem gereken birşey var fakat beni ciddiye almamanızdan korkuyorum' dedi.Adam durdu sıcak gülümsemesiyle kızın heyecanını dindirircesine 'sizi dinliyorum ' dedi.Kız daha rahatlamış bir şekilde 'sizi gördüm ,sizi gördüm ' diye tekrarladı.Kız konuşmasına devam etmekte kararlıydı.'Rüyamda sizi gördüm,beni takip eden kötü güçler vardı ve siz beni onlardan kurtarıyordunuz'dedi.Adam şaşırmıştı.Çünkü görevi Linda adında bir kızı korumaktı.Sonra kızın birşeylerin farkında olduğunu düşündü.Ben 'Linda'dedi.O an görevinin o kız olduğunu anladı ve kıza daha yakın davranmaya karar verdi.Bu konuları geride bırakmasını ve bunun onlar için güzel bir tanışmaya vesile olduğunu söyledi.Havanın aydınlandığını gören adam artık gitme zamanının geldiğini anladı.Kızı korumak için boynundaki kolyeyi verdi.Kıza kolyeyi takmasını ve yarın yine aynı yerde onu bekleyeceğini söyledi.Linda kafasındaki sorularla orda durmuş kapıya doğru bakıyordu.Adam gitmişti.Gündüz kötülükler ortaya çıkmayacağından Linda'yı bırakmıştı.Ona sıkıca yarın yine gelmesini tembihlemişti.Linda'nın acınası bir hayatı vardı.O gün oraya gelmesi sadece bir tesadüften ibaretti.Rüyasında adını görmüştü o barın.Gittiğinde yaşadıkları onun için büyük bir değişimdi.Sabaha karşı evine gitmiş,hasta annesine bakmış ve kendini yatağa atmıştı.Kendisini bekleyen zor günlerden habersiz umutla uykuya dalmıştı.Hergün aynı rüyayı gören Linda bunun bir işaret olduğunu düşünmüştü.Zor bir hayat geçirmişti.Babası onları henüz daha 6 aylık bir bebekken terk etmişti.Babasını hiç tanışmamıştı.En kıymetlisi bir erkek kardeşi vardı.Adı Leon'du.Henüz 18 'indeydi.Linda onu bu yaşlara getirmek için küçücük bir kızken çalışmaya başlamıştı.Annesi yıllardır hastaydı.Talihsizlikler içinde yaşama tutunan Linda ,hep güzel günlerin geleceğini düşünmüştü.Düşler kurardı geleceğe dair.Küçük bir kasabada ,çok da büyük olmayan şirin bir evleri vardı.Ev aile yadigarıydı.Sahip oldukları tek şeydi.Linda orda doğmuş, büyümüştü.O zamanlar  9 yaşındaydı.Bir gün arka bahçede otları temizlerken bir ışığın yere doğru inişini gördü.Hızlıca o tarafa doğru koştu.Ormandaki patika yolu geçtikten sonra ışığın düştüğü yere ulaştı.Geçmiş yıllardan kalma bir duvar gördü ve üzerinde değişik yazılar yazıyordu.Sadece güneş o duvara vurduğunda görebiliyordu bu yazıları.Linda hergün orda vakit geçirmeye başlamıştı.Oraya her gittiğinde içinin huzurla dolduğunu hissetmişti.O duvarı kimseye göstermemeye kararlıydı.Birilerinin bu duvarı ondan almasından korkuyordu.Duvarla kendi arasında bir sırdı bu.Yıllar geçti ve Linda o duvarı hiç bir zaman unutmadı.Sadece orda ağlardı,sadece orda huzur bulurdu.Yıllar geçti ama ne yazdığını hala anlayamadığı bu duvar onun tek hazinesiydi.Son zamanlarda gördüğü rüyalarda o çok sevdiği duvara doğru gittiği yol bir türlü bitmek bilmiyordu.Bir türlü duvara ulaşamıyordu.Linda rüyalarına çok inanırdı.Bir keresinde annesinin bir uçurumdan düştüğünü gördü ve annesi o gün uyandığında yatakta hareketsiz yatıyordu.Nefes almadığını farketti ve koşarak yardım bulmaya gitti.Annesinin felç geçirdiği gündü.Herşeye rağmen Linda'yı o duvar ayakta tutmuştu.Linda sadece adamı görmek için akşam olunca o bara gitmeyi düşünüyordu.Saat yaklaşınca içini heyecan kaplamıştı.Bu gece çok güzel görünmeliydi.Giysi dolabını karıştırırken  annesinin gençlik yıllarına ait beyaz, uzun ,inci ile işlenmiş elbiseyi gördü.Üzerinde nasıl durcağını düşündü .O an hayallere daldı.Elbiseyi dolaptan alıp giyindi.Aynanın karşısına geçti.Ve tıpkı annesinin gençlik yıllarına benzediğini düşündü.Annesi de tıpkı Linda gibi güzel bir kadındı.Linda özenerek giyindi,leylak parfümünden sıkındı ,aynaya bakıp dışarı çıktı.Sokakta ilerlerken bir çift ayak sesi duydu.Linda endişeliydi,ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Hızlı adımlarla yoluna devam ediyordu.Birden bir ses duydu ve kolundan tutup ara sokağa çekti birisi.Linda korku içindeydi.Adamın suratına bakınca o olduğunu anladı.İşte oydu.Linda 'nın endişe dolu yüzü birden mutlulukla doldu.Adam ona sessiz olmasını ve birilerinin onu takip ettiğini söyledi.Linda' beni nasıl buldun ' dedi.Ama sorusuna cevap alamadı.Adam burdan bir an önce gitmeleri gerektiğini söyledi.Beraber ordan usulca ayrıldılar.Güvenli bir yere gelene kadar ikisininde ağzını bıçak açmadı.Adam  Linda'ya onu gördüğüne sevindiğini söyledi.Linda'nın yüzünde güller açtı.Yine o latin müzikler çalan bara gittiler.Linda bu adamın kim olduğunu ve onu neden koruması gerektiğini anlamamıştı.Bu konuyu çok merak ediyordu.Ama ona soramıyordu.Çünkü adam çok ciddiydi.Her zaman gülümseyen bir suratı yoktu.Onunla konuşmak zordu.Fakat o ciddi suratının altında çok duygusal bir adam yatıyordu. Linda bunu anlamıştı.Barda yine o çok sevdikleri latin müzikler çalıyordu.Adam şarkıları çok seviyordu fakat dans edemiyordu.Kadın ise bir latin dansçısıydı.Adam nasıl bu kadar iyi dans ettiğini sordu.Kız da evde kendi kendine öğrendiğini ve annesinin de çok eskiden iyi bir dansçı olduğunu söyledi.Kız olduğu yerden müziklere eşlik ediyordu.Adam onun dans etmesini istedi.Linda dans etmeye başladı ve adamda hayran gözlerle Linda'ya bakıyordu.Linda adamı yanına çağırdı ve eşlik etmesini istediğini söyledi arkadan çalan bachata şarkıya.Adımları öğretmeye başladı Linda.Adam daha önceden dans ediyormuşcasına Linda'ya birden ayak uydurdu.Linda çok şaşırmıştı.İkisininde yüzündeki mutluluk ifadesi onları izleyenler tarafından hissediliyordu.Sahne bir anda boşalmıştı.Herkes onları izlemek için kenara çekilmişti.Bu çift gerçekten de birbiri için yaratılmıştı.Bardakiler kendi aralarında onları ne kadar beğendiklerini  fısıldıyorlardı.Şarkılar artarda çalıyordu.Onlar yorulmak bilmeden dans ettiler..Birden adam kulaklarını tutarak yere oturdu.Sanki adam çok yüksek bir ses duymuştu.Ama bu sesi ondan başkası duymadı.Linda korkmuştu.Adam için endişelenmişti.'Neyiniz var?' diye sordu.Adam 'Birşeyim yok burdan uzaklaşmalıyız 'dedi.Hemen aceleyle bardan çıktılar.Adam etrafa bakıyordu.Linda'neden bana birşey sölemiyorsunuz,Neler oluyor?'diye sordu.Adam Linda 'nın o endişeli yüzüne bakıp korkmaması gerektiğini ve eve uzun bir müddet gidemeyeceğini söyledi.Linda şaşırmıştı.Adam Linda'ya özel olduğunu söyledi.'Seni takip eden bazı kötü adamlar var' dedi.Linda nerde saklanacaklarını sordu.Adam' seni güvenli bir yere götürmemiz gerek' dedi.Beraber adamın arabasına atlayıp kasabanın dışına çıktılar.Arabada ikisinin de çıtı çıkmadı.Linda uyuyakaldı.Kasaba dışında bir Motel'e gittiler.Motel'de bir odaya saklandılar.Gün ışımak üzereydi.ikisi de yataklarına yatıp bir süre düşündükten sonra uyudular.Öğlen olmak üzereydi.Linda uyandı ve adamın yatağına baktı.Yatağın boş olduğunu gördü.Meraklandı.Kapı açıldı.Adam içeri girdi.Elinde poşetler vardı.Yüzünde tatlı bir tebessümle 'Günaydın birşeyler aldım yememiz için 'dedi.Kahvaltılarını yaptılar.Sohbet ettiler.Birbirlerini daha yakından tanımak için Linda sürekli sorular soruyordu.Tıpkı küçük bir çocuk gibi.Gezmek için dışarı çıktılar.Linda'nın kafasındaki sorular her geçen dakika daha aydınlanıyordu. Linda beklemekteydi.Adamdan gelecek yanıtlar için sabırsızlanıyordu.İçinde bir gerginlik hissediyordu.Yapayalnız dünyasına doğan bir güneşti adam sanki.Linda bir bilinmezliğin ortasındaydı.Yüreğinde kelebekler uçuşuyordu.Daha önce bu kadar mutlu olmamıştı.Gizliden gizliye bu sır perdesinin aralanmasını da istemiyordu.Onu kaybetmekten korkuyordu.Duygularının esiri olmuştu.Linda böyle bir kız değildi.Duygularını yansıtmayan,despot bir genç kızdı.Şimdiye kadar eline erkek eli değmemişti.Onları dışarıdan gören çok mutlu olduklarını anlıyordu.Adam Linda'ya karşı birşeyler hissettiğinin farkındaydı.O da Linda gibi çekingen kalıyordu.Adam ' Linda bugün çok güzel görünüyorsun 'diyerek sessizliği bozdu.Linda'nın gözleri ışıl ışıldı.Teşekkür ederim dedi başı önündeydi.Linda ilk defa bir erkektenböyle cümleler duyuyordu.O geceden sonra artık beraber kalmaları gerekiyordu.Adam Linda'ya öyle söylemişti.Şimdilik bir motelde idare etmelilerdi.Evden dışarı fazla çıkamazlardı.Gündüzleri gezmek daha güvenliydi.Bunu değerlendirip güzel bir güne başlamışlardı.Linda daha önce buraları hiç görmediğini söyledi.Kocaman bir orman,alabildiğine ağaç vardı.Linda küçük bir şelale gördü o tarafa doğru yöneldi.Adam da Linda 'nın  ne demek istediğini anlarcasına usulca yürüdü.Konuşmadan da gayet güzel anlaşıyorlardı.Zaman su gibi akıp geçiyordu.Şelalenin yanına gittiler ve bir ağacın gölgesine oturdular.Adam hep Linda'dan gözlerini kaçırıyordu.Aralarında birşeyler olmasından korkuyordu.Bunun nedeni ise birgün  buralardan gidecek olmasıydı.Linda'nın çok iyi bir kız olduğunu düşünüyordu.Onu üzmek istemiyordu.Linda hiç kimseye anlatmadığı duvarını  iki gündür tanıdığı bu adama anlatmaya karar verdi.Hikayeye başladı anlattı ve bitirdi.Adam Şaşkınlıkla Linda'ya baktı ve Linda'nın esrarengiz bir kız olduğunu düşündü.Adamın o duvardan haberi vardı.Aslında yıllardır Linda'yı izliyordu.Linda'yla ilgili çoğu şeyden haberdardı.Oraya inen ışığın kendisi olduğunu,onun için duvara birşeyler yazdığını ve anlamını sadece kendisi bildiğini  söyleyemedi.Dilinin ucuna gelmişti.eğer Linda'ya bunu söleseydi Linda'nın aklının daha çok karışacağını düşündü.Bu olaylardan Linda'yı en az zararla kurtarmaya çalışıyordu.Ama bir gün gerçekler ortaya çıkabilirdi.Kim bilir.Linda'yı bu tatlı rüyadan uyandıramazdı.Linda inançlı bir kızdı.Linda bir an dama döndü ve' sen nereden geliyorsun' dedi.Adam 'ben çok uzaklardan geliyorum 'dedi.'Seni bulmaya geldim 'dedi.Linda'neden beni kurtarmaya çalışıyorsun'dedi.Adam bir an düşündü.Linda çok saf bir kızdı ,ne dese inanırdı.Adam'Linda sen özel bir insansın,diğer insanlardan farklısın,benim yaşadığım yer için önemli bir kişisin,aslında sen oraya aitsin,bir gün seni oraya götüreceğim' dedi.Linda şaşırmıştı.Onunla neresi olursa olsun giderdi.Beraber vakit geçirmek çok keyifliydi onlar için.Saatin kaç olduğunun farkında değildiler.Akşam olmak üzereydi.Adam ayağa kalktı ve 'güneş batmadan evde olmalıyız'dedi.Linda'da ayağa kalktı ve yola koyuldular.Linda arabadayken Daniel'a döndü 'daha ne kadar kaçacağız' dedi.'kaçmak bir çözüm değildi elbette.İkiside bunun farkındaydı.'en kısa zamanda bunu halledeceğim 'ded Daniel.Uzun bir sessizlik oldu.Motele gelene kadar ikisinin de ağzını bıçak açmadı.Odalarına girdiler.Adam kararlı bir ses tonuyla'dışarı çıkmam gerek'dedi.Linda 'ben ne olacağım 'diye yanıt verdi.Hemen döneceğini söyledi adam.Linda'ya kapıları kitlemesini ve odadan çıkmamasını söyledi.Daniel gitmişti.Linda korku içindeydi.Hem ailesini merak ediyordu,hem adamı hem de kötü adamlar ya gelirse diye düşündü.Endişeliydi.Adam yola çıktı.Kafasında Linda'nın sözleri yankılanıyordu.Daha ne kadar kaçacağız diye düşündü.Buna bir son vermeliydi.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Fark

         Duygularımızın bizi yönlendirmesine müsaade etmek bazen üzebiliyor.Hep derler ya sakın duygularınızla hareket etmeyin,aman hata yaparsınız falan.Saçma şeyler işte.O zaman duygularımız neden var ki ? :) En iyisi size tavsiyem istediğiniz gibi davranın.Siz tek başına bir bireysiniz.

         Dünyada milyonlarca insan var.Hepimiz farklıyız.Farklı olmak için uğraş verince devamlılığı olmadığını düşünüyorum.En iyisimi içinizdeki farkı farkedin siz.Yakışanı bu...

Derinlerde

    Bana sorarsanız herkesin hayatında çaresiz olduğu bir an vardır.Umut ve güvenden mahrum olduğu.Sonra bir şey olur,anlamaya aklımızın eremediği.Ve her şey sonsuza dek değişir.Her şeye o kadar saf ve temiz başlarız ki kendimiz bile böyle yaptığımızı fark etmeyiz.Çünkü bir şey bilmemek böyle bir şey.


     Bazen de bildiğimizi sandığımız her şeyin koskoca bir yalan olduğunu öğreniriz.Yıkılırız,dibe vururuz, bittiğimizi  zannederiz.Oysa esas güç yüreğimizin derinlerinde uyandırılmayı bekler.Hayat böyle bir şeydir işte.Yılmadan, yenilmeden zafer kazanamayız.İnanmak,inanmak,inanmak...Her şeyin başı inanmaktır aslında.Yüreğinizde o güç her zaman var.Asla korkmayın.Yenilseniz de hayata emin olun ki rövanşı siz alacaksınız.Sabırlı olmak bir erdemdir.Bunu kendinize ispatladığınız an her şey kendiliğinden gelecektir.Belki hayatta hep kötü şeylerin başınıza geldiğini düşünüyorsunuz.Sanki yalnızmışsınız hissine kapılıyorsunuz.Sorunların en büyüğü sizin ki  gibi geliyor değil mi? Aslında öyle olmadığını yüreğinizin derinlerinde hissediyorsunuz.Sadece pes etmek daha kolay gelir bazen insana.


       Oturup geçmişi gözden geçiririz sürekli.Ama unuttuğumuz ,gözden kaçırdığımız iyi şeyler mutlaka vardır.Siz de sevilmişsinizdir elbet.Aileniz mi yok? arkadaşlarınız mı? Hiç sevgiliniz olmadı mı? Telefonunuz hiç mi çalmıyor? Evcil bir hayvanınız hiç mi olmadı? Bunlarda biri bile olduysa kendinizi şanslı hissetmenize yeter.Hiç biri olmadı mı? Tamam o zaman 1 dakika durup düşünelim.Kendinize yetemez misiniz?Pollyannacılık oynamıyorum.Ama hayat aslında adil.Mutlaka bakacak,hissedecek,dokunacak güzel bir şeyler var.Ve şunu düşünün her zaman en iyisine layıksınız Bunu kimse değiştiremez.Şimdi oturduğunuz yerden derin bir nefes almanızı ve yazdıklarımı düşünmenizi istiyorum sizden.Çünkü emin olun sizi bekleyen iyi bir şeyler var.Önemli olan bunu görmek için kötü olayları aklınızdan çıkarmanız.Kimin ne dediği değil,sizin farkındalığınızı arttırmanız aslolan.Siz hiç tanımadan birilerinin hakkında konuşmadınız mı? Konuşmasanız bile düşünmediniz mi?Hayatımızda bize sunulan porsiyona kanaat getirmemiz önemli olan.


       Dışarıda bir hayat akıp gidiyor.Kaçırdıklarınızı düşünmeyin artık.Şimdi kalkın çıkın dışarı ve yeniliklere açık olun.Yaşanması gereken neyse iyi, kötü fark etmez,göğsünüzü gererek onları karşılayın.Artık yeni birisiniz ve siz her şeyden değerlisiniz bunu sakın unutmayın.Şöyle denebilir siz şuan bir fikirsiniz belki.Birileri sizin farkınızda olabilir,sizde kendinizin farkına varın ve kendinizi gerçekleştirin.Bizleri yaratan bir güç var buna şüphe yok.Yaratmak çok derin bir olgudur.Sizde bir şeyler yaratın ve o gücün damarlarınızda aktığını hissedin.Dolmuşa bindiğinizde sizi tersleyen minibüs şoförüne gülümseyin.Hayata olumlu bakmanın başınıza daima iyi şeyler getireceğini unutmayın.


        Hayaller kurun,her zaman gerçeklerle yaşamak da bazen depresyona girmeye neden olabilir.Tabi hayaller sadece bir çerez olsun.Eğlenmek için düşünün.Hayallere kapılmanız da mutsuz edebilir.Ne dedik her şeyden doyduğunuz kadar yiyin,aç gözlü olmayın,önünüze gelen tabaktakilere razı olun.Minnet etmeyi de unutmayın.